Gece herkes uyurken, pencere kenarında sessizce dışarıyı izleyen bir kedi… Peki onları gecenin kusursuz avcıları yapan şey ne?
Kısa cevap: Hayır. Kediler tamamen karanlıkta göremezler. Ancak insanların görebildiğinden çok daha düşük ışık seviyelerinde bile çevrelerini net şekilde algılayabilirler.
Bir insanın rahat görebilmesi için gereken ışığın yaklaşık yalnızca altıda biri kadar ışık, kediler için çoğu zaman yeterlidir. Bu nedenle alacakaranlıkta, gece lambasında ya da ay ışığında oldukça başarılı bir görüşe sahiptirler.
Kedilerin göz yapısı, özellikle gece avcılığına uygun şekilde evrimleşmiştir. İşte onları özel yapan bazı detaylar:
Kedilerin göz bebekleri karanlık ortamda çok genişler. Böylece gözlerine daha fazla ışık girer ve düşük ışıkta daha iyi görürler.
Kedilerin retina yapısında “çubuk hücreleri” insanlara göre çok daha fazladır. Bu hücreler özellikle düşük ışıkta hareket ve şekil algılamada etkilidir.
Kedilerin gözlerinin arkasında bulunan özel bir yansıtıcı tabaka vardır: Tapetum lucidum. Bu yapı, göze giren ışığı tekrar retinaya yansıtarak ışığın daha verimli kullanılmasını sağlar.
Gece bir ışık kedinin gözüne vurduğunda gözlerinin parlamasının nedeni de budur.
Kediler insanlara göre renkleri daha soluk algılar. Özellikle kırmızı ve turuncu tonlarını bizim kadar net ayırt edemezler. Ancak hareket algıları oldukça gelişmiştir.
Yani bir kedinin dünyasında:
Kedilerin ataları, avlanmak için özellikle gün doğumu ve gün batımı saatlerini tercih eden canlılardı. Bu nedenle göz yapıları düşük ışığa uyum sağlayacak şekilde gelişti.
Bugün evde yaşayan dostlarımız bile:
Çünkü içgüdüleri hâlâ güçlüdür.
Kediler tamamen karanlıkta göremezler; fakat çok az ışıkta bile etkileyici bir görüş yeteneğine sahiptirler. Büyük göz bebekleri, özel retina yapıları ve ışığı yansıtan göz katmanları sayesinde gecede adeta avantajlı bir görüşe sahip olurlar.
Belki de bu yüzden geceleri onları izlemek her zaman biraz gizemli gelir. 🐾